ali ~ 07 Kasım 2011 ~ Yazarlar
Hapishane içinde çalınır sazlar…
Bayramdan bayrama da ah canım, geçiyor yazlar.
Cezaevindeki mahkumların duygularına tercüman olan bu türküde dile getirilen, ‘bayramdan bayrama geçen yazlar’ misali, her bayramla birlikte ömrümüz de gelip geçmekte…
Belli bir yaşa gelip de şöyle geriye dönüp bir baktığımızda, koca yılların nasıl da habersizce gelip geçtiğini ancak fark edebiliyoruz.
İster mili ister dini olsun tüm bayramlar milletçe kaynaştığımız, birlik ve beraberliğimizin pekiştiği, milli ve insani duygularımızın tavan yaptığı müstesna günlerdir. Bunun içindir ki milletçe ortak sevinçlerlemizin yaşandığı günlerdir de bayramlar…
Ne var ki, 30 yıldır bitmek bilmeyen terör nedeniyle son günlerde şehit olan asker ve polislerimizin acısı daha dinmeden,üstünü üstlük Van’da meydana gelen depremin de yüreğimizi bir kez daha kanattığı bugünlerde gelen bu bayramda sevincimiz, ne de olsa biraz değil, epeyce buruk olmuştur.
Sevilen ve değerli bir hemşerimiz olan milletvekilimiz Harun Çakır’ın, bir hafta öncesi beklenmedik bir şekilde aramızdan ayrılması ise, biz Ordulular için bu bayramın sevincini daha da buruklaştırmıştır.
Yüce Allah’tan dileğim; yakında, gerçekten de sevinç dolu ve gerçek bayram tadında yaşayacağımız bayramları da görürüz, milletçe İnşallah !…
Bu bayramda Başkent Ankara’daydım yine…Bizler için, başkent gibi mega bir kentteki bayramlar, Ordu’dakiler kadar çoşkulu olmuyor haliyle…
Burada pek hısım akraba yok. Komşuluk ilişkileri ise Ordu’ya göre oldukça kısıtlı. Eş, dost dersen, çoğu bayram tatili için Ankara dışına çıkmış. Kalanlara ise tek tek ulaşmak , bu koca şehirde öyle pek de kolay olmuyor.
Ordu İli Kültür ve Kalkınma Vakfı, daha önceleri bayramlarda belirlediği bir günde Başkent’teki biz hemşerilerimizin buluşup bayramlaşmalarını sağlıyordu.
Bu bayramda onlar da bu tür bir organizasyondan vazgeçmişler anlaşılan. Başkent Ankara’da Ordulu olmanın hiçbir bir ayrıcalığı kalmamış gördüğüm kadarıyla.
Bayramdan bayrama da olsa , hemşerilerimizle bulaşmayı bile sağlayamıyoruz, artık ne yazık ki…
Tüm bu olumsuzluklara rağmen yine de, Orduspor’un Gaziantepspor’u yeneceğini hayal edip bayramı, bir gün öncesinden, Arife günü yapmayı umut ediyorduk ama o da gerçekleşmedi, maalesef…
Ancak yine de şükretmeliyiz ki, sakat ve cezalı oyuncularımız olmasına rağmen güçlü rakibimize mağlup olmadık.
Berabere biten bu maç, zor şartlarda bir puan da almış olsak da pek bir tat da vermedi, doğrusu…
Orduspor’un, kendi sahasında oynadığı maçlarda bile organize gol pozisyonları yaratmayı pek düşünmeyip , gol yememeyi ön planda tutan bu oyun anlayışı, her ne kadar puan cetvelinde üst sıralarda olmasını sağlasa da maçlarının seyir zevkini de olumsuz etkiliyor, ister istemez.
Süper ligte bugün 17 puanla üst sıralarda yer almaktayız.Ne de olsa bu, Orduspor için oldukça başarılı sayılabilecek bir durum.
Ancak, bol gol pozisyonlarının olduğu daha atak bir futbol oynamayı başarabilirsek , maçlara daha çok seyirci geleceğini düşünüyorum, ben…
Bunu başarmak kolay mı ? derseniz, tabii ki değil.
Çünkü,bu imkanlarla Orduspor’un bugün süper ligde yer alması bile fevkalade bir başarıdır bence.
Neden derseniz; Süper ligte oynayan emsalleriyle Orduspor’un imkanlarını şöyl bir karşılaştırın bakalım…
Onlara destek çıkan sponsorların, bırakın emsalini, gölgesi dahi yok Orduspor’un arkasında…
Ancak belli başlı gelirleri olan ve kendi yağıyla kavrulmaya çalışan Orduspor’umuz ,içtiği pancar çorbasının gücüyle güreş tutan, imkanları kısıtlı pehlivana benziyor ne yazık ki !..
Buna rağmen, Ordu’nun adını her hafta ülkenin gündeminden düşürmüyor yine de…
Bu nereye kadar devam eder ?Bunu kestirmek pek mümkün değil şimdilik.
Orduspor’un, kentimizin adını ülke gündeminden düşürmemesini istiyorsak, o zaman bu takıma, maddi ve manevi destek olmak, her Ordulu için kaçınılmaz bir görevdir.
Başkan Nedim Türkmen, kim ne derse desin, kısıtlı imkanlarla büyük bir başarının mimarı olmuştur.Ancak, her şeyi ondan beklersek , günün birinde, “benden başka Ordulu yok mu ?” diye isyan edebilir de…
Zaten, Lig TV’de yaptığı söyleşide de bunu ima etti ,farkındaysanız…
O konuşmasında dikkat çektiği hususlarda son derece haklıydı Başkan. Ancak sayın valimiz ve belediye başkanımızın Orduspora destek konusunda duyarsız olduğunu ima etmesi ise pek yerinde ve şık olmadı bence…
Gerek sayın valimizin,gerekse belediye başkanımızın , Orduspor’a verecekleri maddi desteğin mevzuat hazretlerince engellendiğini ve kısıtlandığını, mali konularda akademik kariyer sahibi olan Başkan Türkmen’in çok iyi bilmesi gerekir.
Ekonomik olarak oldukça güçlü olan Ordulu şirketler, elbirliğiyle sponsorluğunu yaptıklarında Orduspor’un pek bir sıkıntı çekmeyeceğini düşünüyorum, ben kendi adıma.
Ordu’da bu gibi güçlü kuruluşlar var mı ? derseniz.
Ülke genelinde ilk beş yüze giren beş büyük şirketin olduğunu biliyorum ben, yanlış hatırlamıyorsam.
Halkın, desteği de elbette ki önemlidir. Ancak bugünkü ekonomik koşullarda onların desteği, taşıma suyla değirmen taşı döndürmekten öte de gitmez, ne kadar fedakarlık yapsalar da…
Asıl ve önemli olan Ordulu iş adamlarımızın Orduspor’a gönül verip el birliğiyle destek çıkmalarıdır.
Orduspor’a gönül vermiş böyle iş adamlarımız var, var olmasına ama ne yazık ki sayıları, bir elin parmakları kadar ancak.
Diğerlerinin, hem gönüllerinde pek bir Orduspor sevgisi yok, hem de ceplerinde akrep var galiba…
Geçtiğimiz yıl, bir otobüs bile alamamışlardı Orduspor’a, yanlış hatırlamıyorsam…
**************
Tam 27 yıldır yenilmeyen Fenerbahçe, ne var ki bu hafta Sivasspor’a 2-0 yenilmekten kurtulamadı.
Şike yaptığı gerekçesiyle geçtiğimiz yılın şampiyonluğu da elinden alınan Fenerbahçe’nin taraftarları , ‘Sivas’ın yollarına, çıkayım dağlarını’ türküsünü bir başka türlü seslendiriyorlar şimdi:
Sivas’ın yollarına
Yıkıldık gollerine
Yanar yürekler yanar
Fenerin hallerine !…
Beşiktaş ise Ankara’da Gençlerbirliği ile oynadığı maçın ilk yarasını 2-0 önde bitirmişti. İkinci yarısında ise 4 gol yiyerek bu maçı 4-2 yenik bitirdi. Onun da taraftarları bilinen o marşı söylüyorlardır şimdi…
Ankara’nın taşına bak/ Gözlerimin yaşına bak,
2-0 önde gittiğimiz maçı 4-2 kaybettik/Şu feleğin işine bak !…
Etiketler: